Ben

 

Anne sevgisine muhtaç bir bebeğim

Sevgiliye verilen hoş kokulu bir çiçeğim

“Gitme, kal” denilmesini bekleyenim

Herkes koşarken ben hâlâ emekleyenim

 

İnsana huzur veren mavi gökyüzüyüm

Boşanan çiftin değersiz yüzüğüyüm

Ben ansızın gelen zamansız ölümüm

Kendi ölümünü gören âmânın gözüyüm

 

Dağlardan, taşlardan akan suyun sesiyim

Artık su vermez olmuş kuyunun dibiyim

Her şeyin hâkimi yaradanın eseriyim

Gönlümü kaptırdığım yârenin esiriyim

 

Zor günde uzanan yardım eliyim

En yakınlarımın gözünde bile bir elim

Gözyaşlarını tutamayan duygu seliyim

Çaresiz bir adamın intihar sebebiyim

 

Gökyüzündeki en uzak yıldızın tozuyum

Kumar masasındaki kaybedenin son kozuyum

Ben her insanın aradığı o huzurum

Kurtla yan yana kalmış körpe bir kuzuyum

 

Çiftçiyi hüsrana boğan çetin bir doluyum

Memleketin bir türlü yapılmayan yoluyum

Kolları kesilmiş kahraman gazimin koluyum

En tatlı rüyaların tatsız sonuyum

 

Her silindiğinde öksürten tebeşirin tozuyum

El âlemin dilinde memleketin paçozuyum

Çıplak ayakların gezdiği kumsaldaki bir kumum

Işık vermek için kendini yakan bir mumum

 

Gündüzü örten zifirî bir karanlığım

Ben kalabalıklar içindeki yalnızlığım

Yalın ayak bir çocuğun bastığı toprağım

Güz gelince ağaçtan düşen ilk yaprağım

 

Tutulmayan bir sözün hayal kırıklığıyım

Işıltılı gökyüzünün kayan yıldızıyım

Kimsenin anlamadığı bir delinin aklıyım

Kimsenin bilmediği kendi içimde saklıyım

 

Ben yarının telaşıyla geçen bugünüm

Unutulmak istenen acı bir dünüm

Yalnızlıklarla dolu bir doğum günüyüm

Uzun lafın kısası, yaşayan bir ölüyüm…

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑