Tükeniyorum

Başımı yastığa koyuyorum

Tam uyuyacağım, aklımda sen

Önce gülüşün geliyor aklıma

Hafiften bir tebessüm ediyorum

Sonra gözlerin…

Bir duruyorum öylece

Sonra da gidişin geliyor aklıma, tükeniyorum…

 

Bir film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden

Uykumu kaçıran olaylar silsilesi

Olmayacak düşüncelere kapılıyorum, tükeniyorum…

 

Zamanla olan savaşım başlıyor

Uykuyla kavgaya tutuşuyoruz

Uyuyamıyorum

Bir an önce sabah olsun istiyorum

Sabah olsun ki yalnızlığım,

Sabah olsun ki acım bir nebze hafiflesin

Kendimi günlük hayatın anlamsız işlerine kaptırayım

Kaptırayım ki

Yalandan da olsa “iyiyim” diyebileyim…

 

Aklımda hep aynı soru

Ne ara böyle oldum ben?

Tükeniyorum…

Gitmeliyim

Gitmeliyim,

En büyük cahillikleri

Kendini en aydın sananlarda gördüm

Kendi ateşiyle yanan bir mumdum

Sevgi ile nefretin arasında söndüm.

Gitmeliyim,

Sahte tebessümlerle dolu yüzlerden

Öylesine bıktım ki artık gitmeliyim

Kin ve nefretle bakan gözlerden

Öylesine yıldım ki artık gitmeliyim.

Gitmeliyim,

Aklımı kaçırmadan gitmeliyim

Küçük bir kalbe sahibim

Onu da bırakıp gitmeliyim

Ne olursa olsun

Kendimi bulmak için gitmeliyim…

 

Yoruldum

İkiyüzlü insanlar sağ olsun

Hangi yüze bakacağımı şaşırdım

Bütün dünya bana karşıyken

Ben yine tek başımaydım

Yoruldum…

Neşe dolu bir çiçektim, soldum

Mutluluğa koşan bir çocuktum, düştüm

Ve bu kez

Ayağa kalkamayacak kadar yoruldum…

Kimsenin fark edemediği kadar

Kimsenin anlayamadığı kadar yoruldum…

Her şeyden yoruldum!

Artık kendi dünyamın yolcusuyum…

Bir Gece Vakti

Saat gecenin bilmem kaçı

Uyuyamıyorum çocuk

Kulağımda yağmurun sesi

Gözlerimde derin karanlık

Düşüncelerimde bir boşluk

Kalbimdeyse bir kırıklık

Hanginiz bilirsiniz beni böyle?

Hanginiz görebildiniz bu halimi?

Yine intiharın eşiğinde duygular

Neyse boş verin, size tatlı uykular!..

Ben

 

Anne sevgisine muhtaç bir bebeğim

Sevgiliye verilen hoş kokulu bir çiçeğim

“Gitme, kal” denilmesini bekleyenim

Herkes koşarken ben hâlâ emekleyenim

 

İnsana huzur veren mavi gökyüzüyüm

Boşanan çiftin değersiz yüzüğüyüm

Ben ansızın gelen zamansız ölümüm

Kendi ölümünü gören âmânın gözüyüm

 

Dağlardan, taşlardan akan suyun sesiyim

Artık su vermez olmuş kuyunun dibiyim

Her şeyin hâkimi yaradanın eseriyim

Gönlümü kaptırdığım yârenin esiriyim

 

Zor günde uzanan yardım eliyim

En yakınlarımın gözünde bile bir elim

Gözyaşlarını tutamayan duygu seliyim

Çaresiz bir adamın intihar sebebiyim

 

Gökyüzündeki en uzak yıldızın tozuyum

Kumar masasındaki kaybedenin son kozuyum

Ben her insanın aradığı o huzurum

Kurtla yan yana kalmış körpe bir kuzuyum

 

Çiftçiyi hüsrana boğan çetin bir doluyum

Memleketin bir türlü yapılmayan yoluyum

Kolları kesilmiş kahraman gazimin koluyum

En tatlı rüyaların tatsız sonuyum

 

Her silindiğinde öksürten tebeşirin tozuyum

El âlemin dilinde memleketin paçozuyum

Çıplak ayakların gezdiği kumsaldaki bir kumum

Işık vermek için kendini yakan bir mumum

 

Gündüzü örten zifirî bir karanlığım

Ben kalabalıklar içindeki yalnızlığım

Yalın ayak bir çocuğun bastığı toprağım

Güz gelince ağaçtan düşen ilk yaprağım

 

Tutulmayan bir sözün hayal kırıklığıyım

Işıltılı gökyüzünün kayan yıldızıyım

Kimsenin anlamadığı bir delinin aklıyım

Kimsenin bilmediği kendi içimde saklıyım

 

Ben yarının telaşıyla geçen bugünüm

Unutulmak istenen acı bir dünüm

Yalnızlıklarla dolu bir doğum günüyüm

Uzun lafın kısası, yaşayan bir ölüyüm…

Yalanlarla Yandım

Ellerimi göklere uzattım, yok tutan

Yüreğim yerle bir, bu son tufan

Bir ateşin içindeyim, yalanlara kandım

Yüreğim yangın yeri, yalanlarla yandım

Boş bakıyor gözlerim, boş ve anlamsız

Beni anlamaya çalışma, boş ver anlamsız

Sahte gülümsemeler, yalan sözler

Yalan dünyanın aynası, yalansınız gözler

Fırtınalar

Birden fırtına çıkar yüreğinde

Sığınacak bir liman ararsın

Bir umut belirir gözlerinde

Yüzlerdeki yalanlara kanarsın

 

Kirlidir ruhun ve sislidir yolun

Hayat misali, bir varım bir yokum

Artık istesen de geri gelemez

Üzgünüm, yağmur ruhunu temizleyemez

 

Bak, bir gece daha bitti uykusuz

Yorgun gözlerim artık duygusuz

Beni anlamadınız, satırlara yazdım

Siz yazı yaşarken ben yine ayazdım

 

Yine fırtınalar kopuyor yüreğimde

Sığınacak bir limanımsa kalmadı

Dipsiz bir karanlıksın gözlerimde

Üzgünüm meleğim, senden eser kalmadı

Son Kış

Bir gün daha bitti ömrümden

Sanki kışa hazırlanan bir ağaç misali dökülüyor yapraklarım

Yalnız biliyorum: Bu benim son kışım.

Belki de bu yüzden hırçınım, bu yüzden bütün hışım

Sona erecek bakışım ve bitecek her şey

Biliyorum, bu son savaşım.

Bitecek sessiz sedasız

Sensiz ve sessiz…

Gönül isterdi ki bitmesin, sen hiç gitme ama sen gelmedin bile!

Ben geleyim desem gücüm yok,

Gücüm olsa da artık yüzüm yok.

Kim özür dilemeli bilmiyorum

Hayatımı feda eden ben mi, hayatımı mahveden sen mi?

Özür dilerim!..

Yazık Oldu

Üzülüyorum

Kendi adıma değil

Senin adına üzülüyorum

Herkesi benim gibi sanıyorsun

Büyük bir yanılgı içindesin

Hayat bunu sana acı bir şekilde öğretecek

Hep mutluluk peşinde koşacaksın

Aşkı arayacaksın ama nafile

Aradığın aşkı kaybettiğini yıllar sonra fark edeceksin

Aklına ben geleceğim ama çok geç

Tebessüm edeceksin

Ardından bir pişmanlık saracak vücudunu

“Keşke” diyeceksin ama çok geç

Sen elden ele gezerken

Ben yine şiirlerimle olacağım

Benim değerlim olmak varken

Benim özelim olmak varken

Milletin oyuncağı olacaksın

Yazık oldu!

Aptal Bir Aşık

Büyüdüğümü sanıyordum

Bunca yıllık yaşanmışlık vardı

Çocuk değildim artık

Kimse üzemezdi beni

Derken “sen” girdin hayatıma

Afalladım

Ne yapacağımı bilemedim

Korktum, kaçmak istedim

Senden uzaklaşmak isterken daha da yakınlaştım sana

Gözlerine bakmamak için direndikçe engel olamadım gözlerime

Hep seni düşünür olmuştum

Hayallerim seninle başlayıp seninle bitiyordu

Mutluluk üzerine hayaller kurarken hepsi hüsranla sonlandı

Çok üzüldüm

Paramparça oldu kalbim

Bunu biliyordum

Bunun adı “aşk”tı, ben de bir “aşık”

Mutluluk hayalleri kuran fakat her daim acı çeken aptal bir aşık…

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑