Git Kadın

Gecelerden kaçıyorum, bana gündüzleri verin

Yokluğunu kabullenmişken varlığının sarhoşu muyum neyim?

Gözlerimi kapatmaya korkuyorum, sen oradasın

Ben karanlığa açılan pencere, sen güneş gören odamsın

Kendi okyanuslarımı aştım, senin derende boğuldum

Anlamıyorum, baharı unutup bir sonbahar gününe mi vuruldum?

Farklı olduğunu sanırken gerçekleri görmek üzdü

İçinde sen olan bir dünya kurdum, gerçeklere yenik düştü

Artık üzülmem, gökyüzünün mavisine kanmak kolaydır

Ben gecenin karanlığını sevdim, bana yıldızları saydır

Sihirbaz değilim, bir kalemde silemem geçmişin izlerini

Artık git kadın, tekrar ateşe vermeden küllerini…

Yalnızlık

 

Yalnızlık nedir bilir misin?

Duvarların üstüne üstüne gelmesi

İçinde çığlıklar koparken seni kimsenin duymaması

Kafanın içinde cevapsız sorulardan bir ordu sanrısı

Ardı arkası kesilmeyen öfke patlamaları tanrısı…

 

Kaçmak istiyorsun, neyden kaçtığını bilmeden

Sitem dolusun, kime olduğunu bilmeden

Yakmak istiyorsun, usulca çekip gitmeden

Kırıp dökmek istiyorsun, sonrasını düşünmeden…

 

Anlamsız duygular içindesin: korku, sitem, sevgi

Bazen kalbinde bir umut bazen bir sezgi

Sanki birisi çıkıp seni anlayacakmış gibi

Sonra yine hayal kırıklığı yine aynı kısır sezgi…

Mezarlık

Kalbim mezarlık derdi bir abim

Anlamazdım

Şimdi anlıyorum

İnsan büyüdükçe kalbi mezarlık oluyormuş

Kimileri isimsiz bir mezara dönüşürken

Kimileri hiç ölmemiş gibi kalıyormuş

En güzel mezar seninki

Her gün ziyaret ediyorum, çiçeklerini suluyorum

Bizi anlatıyorum, kaybolan bizi

Yarım kalan hikayemizi, sevgimizi

Teşekkür ederim, her gün geliyorsun

Aklıma gelmediğin gün yok

Haliyle ben de her gün başucundayım

Zor geliyor

Gözyaşımla suladığım, sevgimle büyüttüğüm

Kimseler koparmasın diye

Herkesten gizlediğim gülün bir mezarlığa dönüşmesi…

Artık mezarındaki çiçeklerle avutuyorum kendimi

Kimisi solmuş, kimisi kurumuş

Yaşadıklarımı anlatamaz hiçbir duygu

Beni boş ver meleğim

Sen mezarında rahat uyu…

Haykırış

Yuvası bozulan bir kuş gibi

Çırpındım durdum

Çırpınmaktan başka

Elimden hiçbir şey gelmedi

Çırpındıkça çaresizliğe gömüldüm

Çaresizliğe gömüldükçe çırpındım

Belki duyan birisi olur diye

Son nefesimle haykırdım

Sonrası sessizlik

Çığlıklar sessiz, gözyaşları sessiz…

 

En çok da en yakın olduklarım üzdü beni

Beni gördüler, sesimi duydular

Biliyorum

Fakat kördüler, sağırdılar

Yalnızlık içinde kabullendim ölümü

En derinlerde hissettim nefesini

Ellerim tutunacak bir el ararken

Beni bırakıp giderken gördüm hepsini

Sonrası sessizlik

Çığlıklar sessiz, gözyaşları sessiz…

 

Tükeniyorum

Başımı yastığa koyuyorum

Tam uyuyacağım, aklımda sen

Önce gülüşün geliyor aklıma

Hafiften bir tebessüm ediyorum

Sonra gözlerin…

Bir duruyorum öylece

Sonra da gidişin geliyor aklıma, tükeniyorum…

 

Bir film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden

Uykumu kaçıran olaylar silsilesi

Olmayacak düşüncelere kapılıyorum, tükeniyorum…

 

Zamanla olan savaşım başlıyor

Uykuyla kavgaya tutuşuyoruz

Uyuyamıyorum

Bir an önce sabah olsun istiyorum

Sabah olsun ki yalnızlığım,

Sabah olsun ki acım bir nebze hafiflesin

Kendimi günlük hayatın anlamsız işlerine kaptırayım

Kaptırayım ki

Yalandan da olsa “iyiyim” diyebileyim…

 

Aklımda hep aynı soru

Ne ara böyle oldum ben?

Tükeniyorum…

Gitmeliyim

Gitmeliyim,

En büyük cahillikleri

Kendini en aydın sananlarda gördüm

Kendi ateşiyle yanan bir mumdum

Sevgi ile nefretin arasında söndüm.

Gitmeliyim,

Sahte tebessümlerle dolu yüzlerden

Öylesine bıktım ki artık gitmeliyim

Kin ve nefretle bakan gözlerden

Öylesine yıldım ki artık gitmeliyim.

Gitmeliyim,

Aklımı kaçırmadan gitmeliyim

Küçük bir kalbe sahibim

Onu da bırakıp gitmeliyim

Ne olursa olsun

Kendimi bulmak için gitmeliyim…

 

Yoruldum

İkiyüzlü insanlar sağ olsun

Hangi yüze bakacağımı şaşırdım

Bütün dünya bana karşıyken

Ben yine tek başımaydım

Yoruldum…

Neşe dolu bir çiçektim, soldum

Mutluluğa koşan bir çocuktum, düştüm

Ve bu kez

Ayağa kalkamayacak kadar yoruldum…

Kimsenin fark edemediği kadar

Kimsenin anlayamadığı kadar yoruldum…

Her şeyden yoruldum!

Artık kendi dünyamın yolcusuyum…

Bir Gece Vakti

Saat gecenin bilmem kaçı

Uyuyamıyorum çocuk

Kulağımda yağmurun sesi

Gözlerimde derin karanlık

Düşüncelerimde bir boşluk

Kalbimdeyse bir kırıklık

Hanginiz bilirsiniz beni böyle?

Hanginiz görebildiniz bu halimi?

Yine intiharın eşiğinde duygular

Neyse boş verin, size tatlı uykular!..

Kaybettim

Eşsiz ve derin bir yalnızlık içindeyim

Etraf çok sakin ama içim değil

Uzanıp dokunamasam da seninleyim

Dön bir bak sevgili, bu senin eserin.

 

İçimde tarifi imkânsız fırtınalar seli

Dışarı çıkmaya çalışıyor içimdeki deli

Yıllar geldi geçti, esmedi bahar yeli

Ben yine kaybettim, kaybettim sevgili.

 

Bir  güz akşamı kapımı çaldı hüzün

Boş ver aldırma, her daim gülsün yüzün

Güneşimi kaybettim, karanlıklar içindeyim

Küçük meleğim öldü, sersefil bir haldeyim.

 

Eskiden sevgi dolu bir çocuktum

Bir gün sevgisizlik içinde yok oldum

Sana masal gelmesin, bu benim hayatım

Ben çok kez öldüm ama halen hayattayım.

Sensizlik

Sensizlik, belki de duyguların en kötüsü

Sessizlik, yokluğunda evimizin bitki örtüsü

Sen gittin gideli eksik diğer yarım

Kendimi bildim bileli seninle sol yanım.

 

Yine sensiz bir gece, yine zulüm

Yeni bir şey yok, ben yine üzgünüm

Derinlerde bir çocuk, epey utangaç

Ellerinde bir tomurcuk, sana muhtaç.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑