Matem

Gözlerimde sonsuz matem, gönlünde yer yok madem

Kalem temenni bilmez, teselli vermez hiçbir dem

Sitemim sana değil,  benimkisi soluk bir iç çekiş

Yolunu kaybetmiş bir derviş, elzem bildiğim sanemi kaybediş…

Hiç kimseye söyleyemediğim için sırlara dönüşen dertlerim var benim

Yalnızlığımı paylaştığım evim, ruhumu kaybettiğim bedenim

Yüzüme gülen dostlarım, mutlu olmamı ne kadar ister ki?

Yirmi sekiz yıldır sabrederim, bu son olsun yeter ki!..

Kaderin pençesindeyim, aradığım bir tutam huzur

Güneşimi kaybettim, yanaklarımdan süzülür yağmur

Adımlarım hep değişir, boşluğa koşan bir karanlık misali

Elimde kırık bir tebeşir, vuslatı karalayan bir yalnızlık timsali…

Küçük Kalp

Ya hiçbir şey olmamış gibi

Ya da hiçbir şey bitmemiş gibi

Rüyalarımda kalacak kadar yakın

Kabusum olacak kadar uzaksın

Nasılsın diye düşünmeden

Hangi yoldasın diye endişelenmeden

Sonsuza dek yok olan bir ukde misin?

Yoksa hiç gitmemiş gibi benimle misin?

Senden Sonra

Üzülüyorum

Artık seninle gülemediğim için

Seni özlediğimde dokunamadığım

Başını omzuma yaslayamadığın

Ağladığında seni güldüremediğim için

Ama en çok da

Kötü gününde yanında olamayacağım için üzülüyorum

Yaşadığım tek şey

Mutsuz bir yaşamın içindeki anlık mutluluklar

Başka bir şey yok

Bu sahteliğin içinde ölüp gidiyorum işte…

 

Gitmeliyim

Gitmeliyim,

En büyük cahillikleri

Kendini en aydın sananlarda gördüm

Kendi ateşiyle yanan bir mumdum

Sevgi ile nefretin arasında söndüm.

Gitmeliyim,

Sahte tebessümlerle dolu yüzlerden

Öylesine bıktım ki artık gitmeliyim

Kin ve nefretle bakan gözlerden

Öylesine yıldım ki artık gitmeliyim.

Gitmeliyim,

Aklımı kaçırmadan gitmeliyim

Küçük bir kalbe sahibim

Onu da bırakıp gitmeliyim

Ne olursa olsun

Kendimi bulmak için gitmeliyim…

 

Yoruldum

İkiyüzlü insanlar sağ olsun

Hangi yüze bakacağımı şaşırdım

Bütün dünya bana karşıyken

Ben yine tek başımaydım

Yoruldum…

Neşe dolu bir çiçektim, soldum

Mutluluğa koşan bir çocuktum, düştüm

Ve bu kez

Ayağa kalkamayacak kadar yoruldum…

Kimsenin fark edemediği kadar

Kimsenin anlayamadığı kadar yoruldum…

Her şeyden yoruldum!

Artık kendi dünyamın yolcusuyum…

Ben

 

Anne sevgisine muhtaç bir bebeğim

Sevgiliye verilen hoş kokulu bir çiçeğim

“Gitme, kal” denilmesini bekleyenim

Herkes koşarken ben hâlâ emekleyenim

 

İnsana huzur veren mavi gökyüzüyüm

Boşanan çiftin değersiz yüzüğüyüm

Ben ansızın gelen zamansız ölümüm

Kendi ölümünü gören âmânın gözüyüm

 

Dağlardan, taşlardan akan suyun sesiyim

Artık su vermez olmuş kuyunun dibiyim

Her şeyin hâkimi yaradanın eseriyim

Gönlümü kaptırdığım yârenin esiriyim

 

Zor günde uzanan yardım eliyim

En yakınlarımın gözünde bile bir elim

Gözyaşlarını tutamayan duygu seliyim

Çaresiz bir adamın intihar sebebiyim

 

Gökyüzündeki en uzak yıldızın tozuyum

Kumar masasındaki kaybedenin son kozuyum

Ben her insanın aradığı o huzurum

Kurtla yan yana kalmış körpe bir kuzuyum

 

Çiftçiyi hüsrana boğan çetin bir doluyum

Memleketin bir türlü yapılmayan yoluyum

Kolları kesilmiş kahraman gazimin koluyum

En tatlı rüyaların tatsız sonuyum

 

Her silindiğinde öksürten tebeşirin tozuyum

El âlemin dilinde memleketin paçozuyum

Çıplak ayakların gezdiği kumsaldaki bir kumum

Işık vermek için kendini yakan bir mumum

 

Gündüzü örten zifirî bir karanlığım

Ben kalabalıklar içindeki yalnızlığım

Yalın ayak bir çocuğun bastığı toprağım

Güz gelince ağaçtan düşen ilk yaprağım

 

Tutulmayan bir sözün hayal kırıklığıyım

Işıltılı gökyüzünün kayan yıldızıyım

Kimsenin anlamadığı bir delinin aklıyım

Kimsenin bilmediği kendi içimde saklıyım

 

Ben yarının telaşıyla geçen bugünüm

Unutulmak istenen acı bir dünüm

Yalnızlıklarla dolu bir doğum günüyüm

Uzun lafın kısası, yaşayan bir ölüyüm…

Arayış

Hiç kimsenin seni anlamadığı günlerde,

Bir hiç olduğunu hissedersin.

Enkaza dönüşen sevgisiz gönüllerde,

Bir yardım eli beklersin.

 

Her şey üstüne gelirken art arda,

Köşene çekilir ağlarsın.

Geçecek diye beklerken başlarda,

Ömrünce bir çare ararsın.

 

Işığını kaybedince sonsuz karanlıkta,

Bir ışık olur kendini yakarsın.

Umutların da tükenince hayatında,

Bir mum gibi yanarsın.

 

Ömrün geçer hep bir arayış içinde,

Yılmadan onu ararsın.

Sevgiden eser kalmaz artık içinde,

Geçmişi gözü yaşlı anarsın.

Bilemezdim

Eskiden bazı şeyler ne kadar da farklıydı

O zamanlar sorsalar hiç bilemezdim böyle olacağını

Ne kadar çok seviyordum seni

Her an seni görmek, seninle konuşmak istiyordum

Her fırsatta yanında olmak istiyordum

Hiç çıkmıyordun aklımdan

Kimseyle paylaşmak istemiyordum seni

Elimden gelse kimse görmesin diye saklardım herkesten

Hayallerimde bir tek sen vardın

Saçının tek bir teline zarar geleceğini bilsem seve seve verirdim canımı

O derece seviyordum seni…

 

Sonraları nefret etmeye başladım

Çok kızdım sana

Belki dilim bir şey söylemedi ama kalbim hiç susmadı

Umudumu kaybetmemek için direndim

Defalarca savaş verdim kendimle

Ne kazanabildim ne de kaybettim

Bir yanım boş ver derken diğer yanım “sensiz olmaz” diye haykırdı

Çok gözyaşım aktı

Yanaklarımdan sessizce süzüldüler

Gizledim herkesten

Erkekler ağlamaz diye öğrendim ben

Hep güçlü görünmeye çalıştım

Oysa dokunsan ağlayacaktım

Keşke dokunsaydın

Belki kaybetmezdim umudumu

Düşmezdim bu boşluğa

Yaşayan bir ölüye dönüşmezdim belki de…

 

Hayata tutunmaya çalıştım

Yüzüm gülerken içim kan ağlıyordu

Belli etmedim

İnsanlar neyin var dediklerinde ise türlü türlü bahaneler uydurdum

Hep geçiştirdim

Hiçbir zaman “sen” diyemedim

Günlerim böyle geçti

Acı, keder, yalnızlık…

 

Sonraları bir farklılık hissettim

Bugünlere geldim

Artık ne seviyorum seni ne de nefret ediyorum senden

Umurumda değilsin artık

İster izdivaç ister ölüm haberini alayım fark etmez herhalde

Senden adam olmaz derler ya harbiden öyle

Senden adam olmazmış

İnsan ancak boşa kürek çeker seninle

Ne sevgimi hak ediyorsun ne de nefretimi

Sadece seninle geçirdiğim yıllarıma, senin için döktüğüm gözyaşlarıma yanarım

Böyle olacağını hiç bilemezdim ama artık böyle

Yollarımız ayrıldı

Sen kendi dünyanda yaşıyorsun artık ben kendi dünyamda…

Bundan sonra ne ben girebilirim dünyana ne de sen girebilirsin dünyama…

Kaybettim

Eşsiz ve derin bir yalnızlık içindeyim

Etraf çok sakin ama içim değil

Uzanıp dokunamasam da seninleyim

Dön bir bak sevgili, bu senin eserin.

 

İçimde tarifi imkânsız fırtınalar seli

Dışarı çıkmaya çalışıyor içimdeki deli

Yıllar geldi geçti, esmedi bahar yeli

Ben yine kaybettim, kaybettim sevgili.

 

Bir  güz akşamı kapımı çaldı hüzün

Boş ver aldırma, her daim gülsün yüzün

Güneşimi kaybettim, karanlıklar içindeyim

Küçük meleğim öldü, sersefil bir haldeyim.

 

Eskiden sevgi dolu bir çocuktum

Bir gün sevgisizlik içinde yok oldum

Sana masal gelmesin, bu benim hayatım

Ben çok kez öldüm ama halen hayattayım.

Ben Şair Değilim

Ben şair değilim,

Süslü cümleler bekleme.

İçimden gelenleri söyleyeceğim,

İçeri gel, kapıda bekleme.

 

Sana hayatı öğretmek istiyorum,

Doğru olan her şeyi,

Olmasın hayatında hiçbir yanlış,

Doğru olsun her şeyin.

 

Biraz endişe, biraz sevgi, biraz ilgi

Senin tabirinle kıskanıyorum seni.

İnkâr edemem, korkuyorum doğrusu

Sanırım bunun adı kaybetme korkusu.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑